Beyhude Süs Verme Kendine
Beni de süs verme kendi kendine
Dolaş deli gönül sana da kalmaz
Bir gün düşeceksin felek bendine
Dolaş deli gönül sana da kalmaz
Bin türlü naz ile civan olsan da
Hükmü Süleyman’ca sultan olsan da
Güzellikte Yusuf Kenan olsan da
Dolaş deli gönül sana da kalmaz
Beyhani’yim bu dert bana firağtır
Dünya’nın sefası bizden ıraktır
Toprak hepimize son bir duraktır
Dolaş deli gönül sana da kalmaz
Aşık BEYHANİ
“Beyhani, çocukluk çağlarında köyde kuzu otlatırken bir öğle sıcağında dere kenarında yatıp uykuya dalar. Rüyasında kendisine bir avuç darı verilir. Bu rüyasını ev halkına anlatır. İnsanların inanışlarına göre rüyanın anlatılması rüyanın gerçekleşmemesi anlamını taşırdı. O’na “Rüyanı keşke anlatmasaydın.” Derler. Bunun üzerine Beyhani, gördüğü ikinci rüyanın ayrıntılarını anlatmaz. Fakat kendisine aksakallı biri tarafından bade verildiğini anlatmakla yetinir.
Beyhani, okul, medrese görmüş biri değildir, fakat hem eski yazıyı hem de yeni Türkçe’yi okuyup yazabilirdi.
Âşık Beyhani doğaçlama çalar, söylerdi. Bir ara Davut Sulari ile birlikte pasaportsuz olarak, Kerbela’ya kadar gitmişler, bu seyahatleri sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşmışlar, bazen de sevgi ve saygı görmüşlerdir. Bu seyahatten döndükten sonra Erzincan ve çevresinde büyük ilgi görmüşler…
Âşık Beyhani olanaksızlıklar içinden çıkmış bir ozandır. Özgürlüğe düşkün bir insandır. Bilgiye olan açlığı onu gezmeye, görmeye ve öğrenmeye iter. İnsanlara ulaşmada müziği ve şiiri seçer. Bireysellikten öte toplumsal diyalogdan yana, kendini sürekli aşan, yenileyen, sevgiyi, ortak düşünce ve paylaşımı arayan felsefesiyle musikimize değerli eserler bıraktığı yadsınamaz.”
Aşık Hüseyin ENGİN (Aşık Beyhani’nin kardeşi)
Kaynak: Ezgi YALÇIN
Arşiv & Yayına Hazırlayan:
Abdullah Bozdemir (Erzincan Nostalji)














