Türkülerimiz ve Onları Yaşatanlar

0
51

Fahri TAŞ

İnsanımız çoğu zaman sevincini, tasasını, aşkını, yiğitliğini, umutlarını, çaresizliğini, kısacası bütün hayatını, iç alemiyle birlikte türkülerle dile getirmiştir. Türküler dilden dile, kulaktan kulağa, diyardan diyara yayılarak, insanımızın duygularını birbirine aktararak, onları ortak duygular etrafında toplayan en önemli kültür ürünlerimizden birisidir.

Erzincanımızın düşman işgalinden kurtarılışının 72. yıldönümünü kutladığımız bu mutlu günde, yine memleket türkülerini dinleyecek, güzel oyunlarımızı seyredecek, duygulanacak, geçmişi yadedecek ve aynı şehirli, yani hemşehri olmanın tadını yaşayacağız. Bu tadı yaşatan kültür ürünlerimiz arasında Erzincan türkülerinin ayrı bir yeri vardır.

İyi güzel de, bu türküler günümüze nasıl ulaştı? İşte burada türkülerimizi yıllarca en güzel biçimleriyle icra eden mahalli sanatçılarımızı şükranla ve rahmetle anmalıyız.

Erzincan’da defalarca deprem oldu, yıkılan şehrin yerine bugün modern bir şehir kuruldu. Erzincan düşman işgaline uğradı, acılar, çileler çekti… Çok şükür o günler çok gerilerde kaldı… Kara toprağın bağrına bıraktıklarımızın acıları unutuldu. Ama bütün bu olayların, acıların, sevinçlerin yaşadığı türkülerimiz unutulmadı. Erzincanın çehresini değiştiren yıllar, kültürümüzün temel taşlarından olan türkülerimizi değiştiremedi. Türkülerimizin dilimizde gönlümüzde böylesine silinmeyecek biçimde yer etmesinde, bu türküleri icra eden sanatçıların büyük payı var. Bu sanatçıların pek çoğu unutuldu unutuldu gitti. Çünkü bu sanatçıların yetiştiği, sanatlarını icra ettiği dönemlerde ne kasetler vardı, ne de video-kasetler… O yıllarda sadece taş plaklar vardı ve Erzincanlı değişiyle, o plaklara sesini verebilmek için de ülke çapında meşhur olmak gerekiyordu.

Erzincan türkülerini icra eden pek çok sanatçı yetişti. Yaşı bugün ellinin, altmışın üzerinde olanlar bir Hafız Hasan‘ı, Hortikzâde Hafız Kemal‘i, Piteriç’li Ejder Hafız‘ı, Büyük Camiin İmamı İbrahim Efendi‘yi, Marangoz Nafiz Efendi‘yi belki tanıyorlar, biliyorlar, belki de dinlemişlerdir. Ama daha genç olanlarımız bu isimlerin hiçbirisini hatırlamıyoruz, tanımıyoruz. Çünkü onların seslerini bugüne, bize ulaştıracak cihazlar yoktu… Bir Hafız Şerif‘i, bir Sılbıslı Salih‘i pek çoğumuz tanıyoruz, biliyoruz. Çünkü onların seslerini taş plaklardan veya bu plaklardan aktarılmış ses bantlarından dinleyebiliyoruz.

Bir Deli Ahmet’i (Türkoğlu), bir Kel Abdulla‘yı (Sarıkaya) daha genç kuşak tanıyor, biliyor. Bir Nizamettin Bayram‘ı ilerlemiş yaşına rağmen zevkle dinliyoruz. Bu arada yeni yetişen genç bir nesil de var. Onlar elbette ki çok daha şanslılar. Çünkü hem seslerini, hem de görüntülerini kaydetme, gelecek nesillere bırakma imkanı var.

Erzincan türkülerine can veren, ruh veren, onları en içten duygularla icra ederek yaşamalarını, yayılmalarını sağlayan bütün sanatçıları şükranla, ebediyete intikal edenleri de rahmetle anıyoruz.

Fahri TAŞ
Tandırbaşı Dergisi, 1990


Erzincan Nostalji
Arşivi

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz