Turan Engin Soruyor: TV’yi Kimler Parselledi?

0
414

TV’yi kimler parselledi?

Halk Müziğinin “Küçük Devi” televizyondan şikayetçi…

Erzurum’a girdim dumanlı dağlar, Erzincan’a girdim ne güzel bağlar”.
 Turan Engin bu güzel yörede Erzincan’a bağlı “Ekinek” köyünde, 1938 yılında dünyaya gelmiş… Çocukluğu, ilk gençlik yılları hep bu yörelerde bağların, bahçelerin içinde geçmiş… Türküler dinlemiş, türküler söylemiş…

“Ekinek güzeli bağlar bozuyor amanın aman” diye…

Yirmi yaşına geldiğinde yörede onun sesinin güzelliğini duymayan kalmamış… Sonrası mı? Sonrası besbelli… Büyükleri, sevenleri, “Sesin güzeldir… Güzel türkü söylersin. Var git büyük şehirde değerlendir sesini, tanıt kendini” demişler. “Biz de iftihar edelim seninle” deyip bindirmişler İstanbul’a kalkan bir trene… Yanında azığı…

Tren üç günde varmış İstanbul’a… Varmış ya İstanbul kocaman bir şehir… Kime nerede türkü söyleyip sesini beğendirecek, harçlığını, nafakasını çıkartacak… “Radyoya git” demiş bir hemşehrisi. Devlet kapısıdır… Beğenirlerse şanın olur, şöhretin olur, aylık gelirin olur…”

Yıl 1958… O zamanki yöneticiler, otoriteler beğenmişler bu genç delikanlının sesini. Almışlar radyoya… Doğanın kendisine verdiği bu gür sesi yıllarca işlemişler, bilgi katmışlar, notayı öğretmişler.

Aradan geçen yıllarla birlikte Turan Engin ismi de duyulmaya başlamış. Bu kocaman şehir değil, bu kocaman ülkede onun tanıdıkları, sevenleri, hayranları olmuş.

TV İCAT OLDU, MERTLİK BOZULDU!..

Konserler vermeye, plaklar yapmaya başlamış…. Para kazanmış, şan kazanmış, şöhret kazanmış… Kısacası kendisini trene bindirip gönderenleri mahcup etmemiş. İftihar eder kılmış onları. Kılmış ya televizyon denen bir aletin gelmesiyle birlikte Köroğlu’nun “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” dediği gibi bozulan canını sıkan şeyler olmaya başlamış. Televizyon bir harika araç… Etkinliği malum… İstemiş ki o da çıksın ekranlara, sevenlerine, sevdikleri türkülerini okusun… Ama ne mümkün. Radyoda ömürleri raporlu geçip, programa gelmeyenlerden sıra geliyor mu ki? Bir kez çıkarmışlar onu ekrana… Arkası yok. Sorup araştırdığında “Sıra ile” demişler. “Sıran geldiğinde elbet çıkacaksın!..”

İyi, hoş, elbet her işin bir kuralı, bir düzeni vardır. Vardır ya, aradan tam iki yıl geçmiştir. Bazıları hafta sekiz, ay otuz ekranlarda… Ya bu ne hikmettir?

“Şu yüce dağları duman kaplamış”

Kaplamış, kaplamış ya duman yüce dağın yakışığıdır.

Yüce dağı yüce dağ kılan başındaki duman değil midir? Başında para pare duman olmayan yüce dağı kim ne eylesin?

Peki ya ekranları kim kapladı? Kimler parselledi? Ekranların yakışığı sadece onlar mıdır? Onlarsız televizyon olmaz mı? Olsa da kimse seyretmez mi?

BEKARLIK ARTIK SULTANLIK DEĞİL!
Turan Engin radyonun müzmin bekarlarından idi…
Ancak iki yıl önce gönlünün sultanını bulunca o da bekârlığa veda etti…
KÜÇÜK DEVİN BÜYÜK ARABASI…
“Bana” diyor “Sevenlerim verdi bu arabayı…
Sahne çalışmalarımdan, konserlerimden kazandığım parayla çok şükür istikbalimi kurtardım.”


HODRİ MEYDAN…

Turan Engin televizyondan yana işte böylesine dertli mi dertli. Hani bir dokun, bin ah işit derler ya… İşte öyle… Bir televizyon de bin dinle!

“Çıkarmasınlar ekrana, halk kimin ne olduğunu biliyor zaten…” derken tirtir titriyordu bizim küçük dev… “Ben emeğimin, sanatımın karşılığını alacağım kadar almışım. Altımdaki son model Mercedes otomobili bana halkım, sevenlerim almış… Ya her gün televizyona çıkanlara ne vermiş? Ölçü elbetteki televizyona az veya çok çıkmak değildir. Ancak gönül ister ki bizler de güzel programlar yapalım, ekranda, halkımıza hizmet edelim. Eğer televizyona çıkmak kişinin sanatıyla ilgili ise hodri meydan!… Yarışalım, hem de halkın huzurunda…”


Kaynak:
TV’DE 7 GÜN Dergisi,
15 Eylül 1975

Arşiv: Erzincan Nostalji

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz