Erzincan’da Aşık Davut Sulari’li bir yol hikayesi…


İlyas TOPRAK

Dışarıda buğday çuvallarının üstüne çıkan bir çocuk sürekli bağırıyordu: Çayırlı yolcuları kalmasııııın!. Haydi; Tanyeri, Mutu, Sansa, Tercan, Mercan yolcuları müzikli lüks otobüsünüz kalkmak üzeredir.

Bir anda kahvehanede sandalyelerin itiş kakışı başladı. Muhtar, İhtiyar Heyeti, Öğretmen ve oturanlar ayağa kalkarak gidip otobüsteki yerini aldılar. Kahvehane boşalmıştı. En son otobüs şoförü geldi. Biraz göbekliydi, hareket etmeden önce koltuğuna oturdu, tekrar ayağa kalktı gövdesini zar zor çevirdi, oturan yolculara bir göz attı, koltukların tamamı dolmuştu. Bir lider edasıyla elini kaldırdı “Cümleten hayırlı yolculuklar” diyerek tekrar koltuğuna oturdu. İki kez kornaya bastı ve Buğday Meydanı’ndan kalkarak Çayırlı’ya hareket etti.

Şoför seyir halindeyken muavine seslendi “Oğlum, hele şu Davut Abi’nin plağını koy…” Muavin “Tamam usta” dedi. Şoförün hemen üstünde tavana monte edilmiş gramofona plağı yerleştirdi, iğneli kolu usulca plağın üstüne indirdi.

Kaliteli davudi bir ses;

Kirpiğin kaşına da değdiği zaman,
Bekletme sevdiğim vur beni beni,
Sevdanın şafağı da söktüğü zaman,

Diyardan diyara da sür beni beni,

Türküsü çalmaya başladı. Arka koltukta bir ses yükseldi; “Kirvem, sesine kurban olayım, söyle söyle…”
Heyecanlanan başka bir yolcu “Söyle piro (pirim) söyle, Allah sana ses vermiş, o sesin yarısı bende olsaydı bir tarlam eksik olsaydı.”

Abidin Öğretmen arka koltukta oturan yolcuyla göz göze geldi. Yolcu öğretmene gülümsedi “Bizim Davut’un (Davut Sulari) yerine bir daha kimse gelmez…”

Öğretmen:
– Çok mu seviyorsunuz bu sanatçıyı?
Yolcu:

– Halk ozanıdır, uğruna ölürüz bile.

Yolcuların tümü türküye kaptırmıştı kendilerini. Birden otobüs kasisli yola girdi ve zıpladı. Plağın iğneli kolu ileri geri kayınca gramofonun ses düzeni bozuldu. Şoför, koltuklardan yolculara seslendi: “Sayın yolcular gramofonumuz yenidir lakin yollar eskidir, kusura bakmayın…”

(Kitaptan bir bölüm)


İLYAS TOPRAK

1954 yılında Erzincan’da doğan İlyas Toprak,1970-1974 yılları arasında Avusturya’da Viyana Büyükelçiliği’nde çalıştı. Yirmi altı yıl Milliyet Gazetesi’nde çalıştıktan sonra emekli oldu. Doğduğu yer olan Erzincan’a bağlı Tanyeri nahiyesini anlatan “Değirmen” adlı ilk romanını iki buçuk yıllık bir çalışma sonunda siz değerli okuyucular ile buluşturdu.

“Çocukluğumda seyahat ederken Tanyeri’ne, an gelir, toprağında doğan ağaları, beyleri, marabaları, yamacından akan pınarları, gökyüzünün derinliklerine başını kaldırmış yüce dağlarını, Fırat vadisinde esen yelin hırçın sesini, tarlalarında savrulan başakların hışırtısını, orağın sesini, tırpanın sesini toprağın bereketini, karasabanı, kızgın güneşte yanmış insanın tenini, nasır tutmuş ellerini yazacağımı düşlerdim Değirmen’e.”

‘Değirmen’ bir Tanyeri romanı.

* * *

Kaynak:
İlyas TOPRAK,
Değirmen Romanı
İkinci Adam Yayınları, 2019

Arşiv & Kurgu
Abdullah BOZDEMİR
(Erzincan Nostalji)

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz