İşgal İstanbul’unda İsimsiz Kahramanlar Erzincanlı Fırıncı ve…

0
63

HAYAL KAHRAMANLARI / Sunay AKIN

“İşgal Yıllarının Gizli Kahramanı” öyküsünden bir bölüm.

Haldun Sevel’in gerçek öykülerden yola çıkarak yarattığı hayal kahramanı Ustura Kemal’in serüvenlerinin yaşandığı yıllarda İngilizler, İstanbul’da tavukların ayaklarından tutulup baş aşağı taşınmasını hayvanlara zulüm ediliyor gerekçesiyle yasaklasalar da, karakol basıp Türk askerlerini öldürmekte bir sakınca görmüyorlardı. İşte bu karanlık dönemde işgal güçlerine karşı direnen bir çete de Beyoğlu’nda çıkar karşımıza.

On yedi on sekiz yaşlarındaki gençlerin kurduğu çetenin ne tür eylemler yaptığını aralarından birine kulak vererek öğrenelim: “Güçlü kuvvetli bir gençtim. Çetenin reisiydim. Hastalığımdan eser kalmamıştı. Bahriye’den ve Galatasaray’dan gönlü vatan ve millet sevgisiyle dolu arkadaşlarıyla birlikte hava kararınca şehrin arka sokaklarına çıkıyor; yanlarında gayrimüslim kızlar veya sokak aşüfteleriyle gezinen sarhoş işgal askerlerinin namuslu Türk kadınlarına musallat olduğunu gördüğümüzde bunları kıstırıp bir güzel pataklıyor, hatta silahlarını bile alıyorduk. Hele, sakallı ve sarıklı, İngiliz maşası Hintlileri korkutup kaçırmaya bayılırdık.”

Çete, bir gece Tophane civarında Hintli askerleri kovalarken, Erzincanlı bir fırıncı onları dükkânında gizler ve karınlarını doyurur. Fırıncı, çete üyelerinin okumuş gençler olduğunu görünce, sokaklarda düşman askeri kovalamakla bu işin olmayacağını, Mustafa Kemal Paşa’ya katılmayla ne denli doğru bir yol izleyeceklerini anlatır.

Çete reisi, amacının bu olduğunu ama Kuvayi Milliye’ye katılmanın yolu yordamını bilmediğini, elinden ancak şiir yazmak geldiğini söyleyince, Erzincanlı fırıncı “Bu iş tamam o halde” der, “Ankara yazdıklarını muhakkak izliyordur. Sen şiirlere devam et. Onlar gelip seni bulurlar.” Bu sohbetten sonra kısa bir süre sonra Alemdar gazetesinde, kolları kesilen bir esiri anlatan şiiri yayınlanır genç şairin. Şiir şu dizelerle son bulur:

Bıraktığı baltayı cellat alırken yerden
Meydana gölgeleri yakınlaşan göklerden
Haykırıldı bir büyük şanlı mazinin yâdı
Birden balta esirin elinde parıldadı!..

Şiirde anlatılan, bağımsızlık için eyleme geçen devrimci ruhtur. Kısa bir süre sonra Haldun Sevel’in Ustura Kemal’de korkusuzca direnişlerini anlattığı Ankara’nın adamları genç şairi bulurlar ve kendisine hazır olmasını söylenir. Çok geçmeden de yürekli genç Anadolu’ya doğru yola koyulur.
Fenerbahçe burnundaki deniz fenerine bakıp yakılan Hintli askerlerden dolayı kapkara olduğu işgal yıllarını gören yok artık.

Haldun Sevel’in, işgal altındaki İstanbul’da bir külhanbeyinin maceralarını anlattığı Ustura Kemal’de, Hintli casus olarak yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’u çizdiğini fark eden de çok azdır.

Beyoğlu’nun arka sokaklarında Hintli asker kovalayan ve işgal güçlerinin bayraklarını indiren çete reisinin Nâzım Hikmet olduğunu bilense “Hint Kumaşı” gibi az bulunur!

Kaynak:
Hayal Kahramanları, Sunay Akın
Türkiye İş Bankası Yayınları, 2015


Erzincan Nostalji

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz