Kaybolan Şehir Eski Erzincan’dan Fotoğraflarla Anılar

9
775

İ. Hakkı AKANSEL

1939 yılı ARALIK ayının son günlerinde ERZİNCAN yeni ve büyük bir deprem felaketine uğrayarak yerle bir olmuştu.

Bilindiği üzere bütün canlılar ile insanların ürettiği eşya ve yapıların bazıları insanlardan daha uzun ömürlü olabiliyor. Buna rağmen onlarda erken veya geç insanların akıbetine uğramaktadırlar. Bunlara belirgin bir örnek olarak insan eliyle inşa edilmiş olan eski ERZİNCAN Şehri gösterilebilir.

1939 Depreminde Erzincan’ın toprak altında kalan halkının büyük bir bölümü hayatını kaybetmiş, hemen hemen bütün binaları harap olmuştu. Erzincan artık kayıp bir şehirdi. Mutlu günlerin hatıraları felaketten sağ olarak kurtulanların hafızalarında yaşayacaktı. Bu İlahi bir takdirdi.

Ömürleri sona eren canlıları tekrar hayata döndürmek elbette mümkün değildir. Ancak varlığı yok olan bir eşyanın yerine yenisi üretildiği gibi yıkılan bir şehir yerine de bir yenisi inşa edilebilmektedir. Nitekim eski ERZİNCAN ‘ın çok yakınına önce yeni bir ERZİNCAN kurulmuş, 1992 depreminden sonra da bu şehir çok modern bir görüntüye kavuşturulmuştur. Biz Erzincanlılar olarak bununla teselli bulmaya çalışıyoruz.

Her insan; doğduğu, anası, babası ve yakınları ile yaşadığı evini, birlikte oynadığı arkadaşlarını, okulunu ve öğretmenlerini, köyünden, memleketinden ayrıldıktan sonra bir süre sonra hasretle aramaya ve anmaya başlar. Zaman uzadıkça bu hasret şiddetlenir ve büyük bir tutkuya dönüşür. Bu hasretin ilk fırsat ve imkanda giderilmemesi hali de (Daussıla) hastalığını davet etmektedir.

NOSTALJİ‘ (maziye hasret)nin onun üç faktörünün çözüme kavuşturulması ile giderilebileceği bilinmektedir.

Bunlardan;
ZAMAN: Zamanı geri getirmek mümkün olmadığından, bu unsurun çözüme kavuşturulamayacağı tabiidir.

İNSANLAR: Yıllar sonra aynı insanları geçmişteki halleri ile bir araya getirerek eski günleri yaşamak, hatıraları yad etmek de oldukça güç ve neredeyse imkansızdır. Onların bir kısmı ebediyete intikal etmiş, bir kısmı çok uzak yerlere dağılmıştır.

MEKAN: Geçmişte birlikte yaşanan yerler tekrar tekrar ziyaret edilerek hasretin bir dereceye kadar giderilmesi sağlanabilir. Ancak ne zaman o zamandır ve ne de insanlar o insanlardır. Hele mekan unsuruna dahil olan ev, okul, kışla … yıkılmış ve yerleri düz bir arsa haline gelmiş ise, bu hasret ölünceye kadar hissedilecektir.

Eski ERZİNCAN Şehri nostaljinin mekan unsurunun giderilememesi haline en çarpıcı bir örnektir. Bir zamanlar mütevazi evleri, konakları, okulları, kışlaları, camileri … ile sakin bir yerleşim merkezi olan Eski ERZİNCAN, bugün bir tarla görünümündedir. Eski hatıraları tekrar yaşatmayı sağlayacak olan yapıları yoktur artık. Biz Eski ERZİNCAN’lıları hasretle yanıp tutuşturan husus da bu olsa gerek. Sevgili Eski ERZİNCAN, o günleri yaşayanların sadece hatıralarında ve fotoğraflarda kalmıştır. O artık sadece hayallerde yaşamaktadır.

O halde eski ERZİNCAN’ın hasreti ile dolu olanlara nasıl yardımcı olunacak, hasret nasıl giderilecektir? Zamanı, insanları ve mekanı geri getirmek mümkün değildir. Elde sadece zamanı durdurduğunu varsayacağımız tek bir araç vardı: Eski Erzincan’a ait fotoğraflar. Bunlar, esnasında eğitimimi devam ettirmek maksadı ile Erzincan dışında bulunduğum sırada yanımda olanlar ile ailemin depremden sonra enkaz altından çıkardığı eşyalar arasındakiler ve daha sonraki uzun seneler içinde birçok kişiden temin ettiğim fotoğraflardan ibarettir.

Çalışmalarımda bir fotoğrafın çekildiği tarih ve mekan ile yansıttıkları insan ise kimler, nesneler ise ne olduklarına dair bilgileri kapsadığı takdirde değerinin artacağı hususunu dikkate alarak fotoğrafların yukarıda sayılan üç unsurdan eksik olanlarını tamamlamayı hedef aldım. Ayrıca fotoğrafların çekiliş maksadını temine çalıştım.

İşte bu çalışmalar sonunda uzun süre havasını teneffüs etmekten mahrum kaldığım sevgili ERZİNCAN’ımıza duyduğum hasretimi az da olsa hafifleten bu albüm meydana geldi. Bu surette eski ERZİNCAN’da doğan, orada bir süre yaşayan, fakat deprem ve diğer bazı nedenlerle ERZİNCAN’dan ayrılma durumunda kaldıkları için mutluluklarını sürdüremeyenlerin bu albümü inceleyerek mazide kalmış olan anılarını tekrar yaşatacaklarını ve hasretlerini giderebileceklerini düşünüyorum. 1939 Depreminden sonra doğanlar ise aile büyüklerinin kendilerine anlattıkları anılarını bu fotoğraflarla çakıştırarak, onların eski ERZİNCAN’da ki yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini öğrenmeye çalışacak ve bu olay kuşaktan kuşağa sürüp gidecektir. Bu surette onlar 1930’lu yıllarda bizlerin, büyük kurtarıcı ATATÜRK’le birlikte yaşama şansını yakaladığımız o huzurlu, mutlu günlerin anlamını daha iyi değerlendirebileceklerdir.

Erzincanlı bir ailenin evladı olarak ilkokul ve Askeri Ortaokulu, çocukluğumun en güzel günlerini yaşadığım eski ERZİNCAN’da bitirdim. Orada yaşamanın ve O’nu tanımanın bizler için bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Rüyalarımda onunla hep beraberim. Öğrenimim nedeniyle eski ERZİNCAN’dan ayrı kaldığım yılları büyük bir kayıp olarak kabul ediyorum. Bizim kuşağa mensup hemşehrilerimizin de aynı duygularla dopdolu olduğuna inanıyorum.

Elinizdeki bu albüm yaklaşık 300 adet fotoğraftan oluşmaktadır. Elbette ki kendilerine ulaşamadığım bir çok hemşehrimizde başka fotoğraflar da mevcuttur. İleride konuya ilgi duyan ERZİNCAN sevdalılarının bu fotoğraflara ulaşarak, eksikleri ve yanlışlıkları bulunduğu bildiğim bu çalışmayı geliştirmelerinin mümkün olabileceği kanısındayım.

Albümde ki fotoğraflar daha ziyade her zaman aradığımız ve tekrar yaşamak istediğimiz 1930’lu yılların o güzel günlerini yansıtmaktadır. Ancak temin edilebilen Osmanlı Dönemi’ne ait bir kısım fotoğraf da albüme konmuştur.

Albümde kronolojik bir sıra takip edilmemiştir. Çünkü bazı fotoğrafların çekiliş tarihi tespit olunamamıştır. Bu yüzden fotoğraflar, konularına göre tasnif edilmiş ve bölümlere ayrılmıştır. 1939 depremi ile ilgili anılar ayrı bir çalışmayı gerektirdiğinden albüme dahil edilmemiştir.

Anı fotoğraflarında görüntüsü bulunan şahısların bir bölümü ebediyete intikal etmiştir. Onları rahmet ve saygı ile anıyorum. Yaşamlarını sürdürenlere de sağlıklı, huzurlu bir ömür diliyorum.

Bu çalışmamla senelerden beri hasretiyle dopdolu olduğum Sevgili Erzincan’ıma ERZİNCAN’lı aziz hemşehrilerime küçük bir hizmette bulunabildi isem çok mutluluk duyacağım.

Bu albümden bir çok kimsenin faydalanmasını sağlamak için çoğaltılması maksadı ile beni teşvik eden ve bu hususta çok ilgisini gördüğüm, 1992 depreminden sonra yeni Erzincan’ın imar edilerek bugünkü modern hale getirilmesinde büyük emeği geçen ve katkısı olan, kendisini ERZİNCAN’a adamış Valimiz Sayın RECEP YAZICIOĞLU ile albümün bilgisayar desteğiyle basılı hale getirilmesinde dahli olan Doğu Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sayın HALİL İBRAHİM ÖZDEMİR’e, yazıları bilgisayar ortamına aktararak dizgiyi yapan Sayın SÜMEYRA ÖZDEMİR’e ve kapak düzenini hazırlayan Sayın ERSAL YAVİ ve Sayın NECDET YAVİ’ye teşekkür ediyorum.

Derlediğim bu fotoğrafların ERZİNCAN Tarihi ile ilgili çalışma yapacak şahıslara faydalı olması ümidi ile saygılar sunuyorum.

İzmir, Haziran 1999

İ. Hakkı AKANSEL
Em. Orgeneral

Erzincan Nostalji

9 YORUMLAR

  1. Merhaba
    Rahmetli İbrahim Minnetoğlu’nun Sevgiler adlı şiir kitabının 419. Sayfasında Yusuf Ziya Ademhan’dan bahsediliyor kitabı daha dikkatli incelerken bu da dikkatimi çekti internette bir araştırma yapınca rahmetli Yusuf Ziya Bey hakkında bilgi edinmiş oldum Belki ileride onunla ilgili bir kitap hazırlanmak istenirse buradaki 3-5 cümle de alınırsa çok iyi olur diye düşündüm belki bu satırlardan haberiniz vardır ama ben yine de sizi haberdar etmek istedim
    selamlar

  2. ERZİNCAN’DAN KEMAH’TAN

    Ezirgandan Kemahtan
    Yar gelir oynamaktan
    Kız ellerin kabarmış
    Tef çalup oynamaktan
    Vay da(ğ) lar dumanlı da(ğ) lar
    Sılada yarim a(ğ) lar
    A(ğ) lama ninem a(ğ) lama
    Al giyüp kara ba(ğ) lama
    Ben gidersem gelirim
    Ardım sıra a(ğ) lama
    Ezirganda bir kuş var
    Kanadında gömüş var
    Gitti yarim gelmedi
    Elbet bunda bir iş var
    Vay da(ğ) lar dumanlı da(ğ) lar
    Sılada yarim a(ğ) lar
    A(ğ) lama ninem a(ğ) lama
    Al giyüp kara ba(ğ) lama
    Ben gidersem gelirim
    Ardım sıra a(ğ) lama
    Al çohanın hasını
    İşlettim yakasını
    Tavlada kır at kişner
    İstiyor ağasını
    Vay da(ğ) lar dumanlı da(ğ) lar
    Sılada yarim a(ğ) lar
    A(ğ) lama ninem a(ğ) lama
    Al giyüp kara ba(ğ) lama
    Ben gidersem gelirim
    Ardım sıra a(ğ) lama
    Ezirganın deresi
    Hayli çeker arası
    İbişimin kır atı
    Çarşıda tellal elinde
    Vay da(ğ) lar dumanlı da(ğ) lar
    Sılada yarim a(ğ) lar
    A(ğ) lama ninem a(ğ) lama
    Al giyüp kara ba(ğ) lama
    Ben gidersem gelirim
    Ardım sıra a(ğ) lama

    Ignac KUNOS

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz